Retatrutid, klinik denemelerin vücut ağırlığında alışılmadık derecede büyük azalmalar sağladığı için önemli bir ilgi gören deneysel bir peptid ilacıdır. Tek veya iki metabolik hormon reseptörünü aktive eden ilaçların aksine, retatrutid, iştah, glukoz düzenlemesi ve enerji metabolizmasında rol oynayan üç reseptörü aynı anda aktive eder. Ancak, belirtmek gerekir ki: retatrutid, hâlâ araştırma aşamasında bir ilaçtır ve Eylül 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) veya başka bir düzenleyici kurum tarafından genel tüketim için onaylanmamıştır. Bu ilaç, yalnızca klinik denemelere katılan kişiler için yasal olarak mevcut olup, genel tüketiciler için reçete ile temin edilebilen bir ilaç değildir.

Retatrutid peptidi nedir?
Retatrutid, ilaç şirketi Eli Lilly tarafından geliştirilen sentetik bir peptid bazlı ilaçtır. Retatrutid, üç hormon reseptörünü aktive eden bir madde olarak tasarlanmıştır; bu, bir molekülün üç hormon reseptörünü aktive ettiği anlamına gelir:
- Glukoz bağımlı insülinotropik polipeptit reseptörü
- Glukagon benzeri peptit-1 reseptörü
- Glukagon reseptörü.
Bu kombinasyon, retatrutidi yalnızca bu yolların bir veya iki tanesini hedef alan mevcut ilaçlardan ayırmaktadır. Retatrutid, özellikle obezite ve ilgili metabolik hastalıkların tedavisi için araştırılmakta, ayrıca fazla vücut ağırlığı ile ilişkili durumlar üzerinde de çalışılmaktadır. Tedavi için önerilen durumlar: obezite, tip-2 diyabet, diz osteoartriti ağrısı ve orta ila şiddetli obstrüktif uyku apne sindi.
Retatrutid, cilt altındaki dokuya enjeksiyon yoluyla uygulanır; klinik çalışmalarda genellikle haftada bir kez uygulanmıştır.
Retatrutid, GIP, GLP-1 ve glukagon reseptörlerini aynı anda aktive eder. GIP (glukoz bağımlı insülinotropik polipeptit), yemek sonrasında salınan ve insülin sekresyonunu uyararak iştahı ve yağ metabolizmasını etkileyen bir bağırsak hormonudur. GLP-1 (glukagon benzeri peptit-1), yemeklerden sonra salınan ve insülin sekresyonunu artıran, glukagon salınımını azaltan, midenin boşalmasını geciktiren ve iştahı düşüren bir bağırsak hormonudur.
GIP/GLP-1 sinyali, glukoz bağımlı insülin sekresyonunu artırırken, iştahı bastırır ve mide boşalmasını ve glukoz metabolizmasını düzenlemeye yardımcı olur. Glukagon reseptörünün aktivasyonu, enerji harcamasını ve yağ oksidasyonunu artırırken, depolanan yağın mobilizasyonunu teşvik eder. Birlikte, bu etkiler kalori alımını azaltır ve enerji harcamasını artırır, böylece glisemik kontrolü iyileştirir ve önemli kilo kaybına yol açar.
Retatrutid peptid ilacının faydaları
Şu ana kadar en güçlü kanıtlar kilo kaybı ile ilgilidir. Klinik denemeler, birkaç metabolik ve obezite ile ilişkili ölçümde de iyileşmeler göstermiştir.
1. Önemli kilo kaybı
New England Journal of Medicine’da yayımlanan faz-2 denemesi, obezite veya fazla kilolu olup bir kilo ile ilgili sağlık durumu yaşayan 338 yetişkini içermektedir.
48 haftadan sonra, ortalama kilo kaybı 1 miligram retatrutid dozunda yaklaşık %8,7’den, 12 miligram dozda %24,2’ye kadar çıkmışken, plasebo grubunda %2,1 olarak tespit edilmiştir. 8 miligram retatrutid dozu alan grupta ise kayıp %22,8 olmuştur.
Son faz-3 sonuçları, daha büyük kayıplar göstermiştir.
TRIUMPH-1 denemesinde, 12 miligram doz alan katılımcılar ortalama %28,3 oranında kilo kaybetmiş, 9 miligram alanlar %25,9, 4 miligram alanlar ise %19,0 oranında kilo kaybetmişlerdir. 12 miligram doz alan katılımcıların yaklaşık %45,3’ü en az %30 kilo kaybına ulaşmıştır.
Başka bir çalışmada, başlangıç vücut kitle indeksi (VKİ) 35 veya daha fazla olan ve tedaviye devam eden katılımcılar, 12 miligram dozda 104 haftada ortalama %30,3 kilo kaybına ulaşmışlardır.
Bu sonuçlar, bu boyutta kilo kaybının, genellikle bariyatrik cerrahi gibi yoğun obezite tedavileriyle ilişkilendirilmesine karşın dikkate değerdir.
2. Kan şekeri düzeylerinde iyileşmeler
Retatrutid, tip-2 diyabetli bireylerde de incelenmektedir.
Faz-3 TRIUMPH-2 denemesinde, obezite veya fazla kilolu ve tip-2 diyabetli katılımcılar, sırasıyla 4 miligram, 9 miligram ve 12 miligram dozlarda yüzde %12,7, %19,1 ve %20,8 oranında ortalama kilo kayıpları yaşamışlardır. Bu sonuçlar, plasebo grubundaki %4.0’lık kayıptan daha yüksektir. En yüksek dozlar, glikozile hemoglobin seviyelerini de ortalama yaklaşık 1.6 yüzde puan kadar azaltmıştır.
Bu sonuçlar, retatrutid peptid ilacının yalnızca kilo kaybı ile sınırlı kalmayıp genel metabolik kontrolü de iyileştirdiğini göstermektedir.
3. Obezite ile ilişkili durumlarda iyileşmeler
Geliştirme programı, önemli kilo kaybı ve metabolik iyileşmelerin obezite ile ilişkili hastalıklarda iyileşmelere yol açıp açmadığını araştırmaktadır.
Örneğin, faz-3 çalışmaları diz osteoartriti ağrısında ve orta-şiddetli obstrüktif uyku apne sinde iyileşmeler bildirmiştir. TRIUMPH-1’de, 12 miligram doz, diz osteoartriti ağrısını çalışmanın ağrı ölçeğinde %73.1 oranında azaltmış ve orta-şiddetli obstrüktif uyku apnesinin şiddetini %60.6 oranında azaltmıştır.
Bu sonuçlar umut verici olmakla birlikte, retatrutidin bu iki durumu tedavi etmek için onaylanmış bir ilaç olduğu anlamına gelmez.
4. Kardiyovasküler ve metabolik risk faktörlerinde değişiklikler
Retatrutid, kardiyometabolik hastalık ile ilişkili çeşitli risk faktörlerinde olumlu değişiklikler yapmıştır.
Faz-3 TRIUMPH-3 denemesinde, 12 miligram doz, trigliseridlerde ortalama %37.0, yüksek yoğunluklu lipoprotein kolesterol dışındaki kolesterolde %16.5, sistolik kan basıncında 9.3 mmHg, bel çevresinde 19.0 cm ve yüksek duyarlıklı C-reaktif proteinde %51.2’lik ortalama azalmalara yol açmıştır.
Bununla birlikte, risk faktörlerinde meydana gelen değişiklikler, retatrutidin kalp krizi, inme veya kardiyovasküler ölümleri önlediği anlamına gelmez.

Retatrutid peptid ilacının yan etkileri
Şu ana kadar gözlemlenen en önemli olumsuz etkiler gastrointestinal sistemle ilgilidir.
Faz-2 çalışmasında, gastrointestinal yan etkiler daha yüksek dozlarda daha yaygın görülmüş ve doz artışı sırasında meydana gelmiştir. Daha düşük bir doza başlanması, bu sorunları azaltmaya yardımcı olmuştur.
1. Bulantı
Bulantı, retatrutidin en sık bildirilen yan etkisidir.
Faz-2 çalışmasında, retatrutid alan katılımcıların yaklaşık %27’sinde bulantı meydana gelmiştir.
2. İshali
Faz-2 denemesinde, retatrutid alan katılımcıların yaklaşık %13’ünde ishal gözlemlenmiştir. Daha yüksek dozlar daha fazla gastrointestinal semptom üretmiştir.
Ağır ya da sürekli ishal, özellikle kusma ile birlikte meydana gelirse dehidrasyona neden olabilir.
3. Kusma
Kusma, faz-2 çalışmasında retatrutid tedavisi alan katılımcıların yaklaşık %10’unda görülmüştür. En yüksek dozda, yaklaşık %19’unda bildirilmiştir.
4. Kabızlık
Kabızlık, faz-2 çalışmasında retatrutid alan katılımcıların yaklaşık %9’unda görülmüştür ve daha yüksek dozlarda daha sık olmuştur.
5. Azalan iştah ve erken doygunluk hissi
Azalan iştah, kilo kaybını teşvik ettiği için istenen bir farmakolojik etki olarak kabul edilir. Ancak, aşırı iştah baskısı, yeterli gıda almada zorluk çekilmesi ve uygun beslenmenin sürdürülmesi durumunda sorun haline gelebilir.
Faz-2 denemesinde, retatrutid alan katılımcıların yaklaşık %18’inde azalmış iştah gözlemlenirken, yaklaşık %5’inde erken doygunluk hissi bildirilmiştir.
6. Artan kalp atış hızı
Retatrutid, faz-2 denemesinde doz bağımlı olarak kalp atış hızında artışa neden olmuştur. Artış, yaklaşık 24. haftada zirve yapmış ve sonrasında azalmıştır.
Bu, kardiyovasküler güvenliğin ilaç geliştirme sürecinde dikkatlice değerlendirilen bir nedenidir.
7. Pankreas enzimlerinde değişiklikler ve pankreatit
Bazı katılımcılarda lipaz ve amilaz gibi pankreas enzimlerinde artışlar yaşanmıştır. Enzim artışlarının çoğu asemptomatik olmuştur, ancak faz-2 çalışmasında bir ciddi akut pankreatit vakası bildirilmiştir.
Bu olay, pankreatitin yaygın bir yan etki olduğu anlamına gelmez, ancak tıbbi gözetimin önemli olduğu belirtilmelidir.
8. Ciddi yan etkiler
Faz-2 çalışmasında, hem retatrutid alan grup hem de plasebo grubunda yaklaşık %4 oranında ciddi yan etkiler görülmüştür. Yan etkiler, retatrutid alan katılımcıların yaklaşık %6 ile %16’sında tedavinin durdurulmasına yol açmıştır, plasebo grubunda ise bu durum olmamıştır.
Faz-2 çalışması nispeten küçük olduğu için, nadir veya gecikmeli yan etkilerin sıklığını belirleyemez. Bu nedenle, daha büyük faz-3 çalışmaları uzun dönem güvenlik verilerini belirlemek açısından önemlidir.


